Özel Hukuk

Tacire Bağlanan Külfetler

Tacir olan kişiye bağlanan belli başlı külfetler bulunmaktadır. Bu külfetler için bazen taraflardan sadece bir tanesinin tacir olması yeterlidir.

İflasa Tabi Olma

Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidir (TTK m. 18/1). Görüldüğü gibi kanun koyucu tacirlerin, borç işletmesine ilgilenirse de ilgilendirmese de iflasa tabi olduğunu düzenleyerek gerçek kişi tacirlerin dahi ticaret alanı dışındaki işlemlerinin esas olarak ticaret hukukunun kapsamı dışına çıkarılması gereğine istisna getirmiştir.

Ticaret Unvanı Seçme ve Kullanma

Ticaret Unvanı Seçme ve Kullanma

Her tacir, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır (TTK m. 18/1).

Ticaret Sicili ve Odalara Kayıt

TTK’nin öngördüğü bir diğer yükümlülük de işletmenin ticaret siciline tescilidir. Bir başka yüküm ise ticaret odasına kayıtlıdır.

Ticari Defter Tutma

Gerçek ve tüzel kişi tacirler, kanunun öngördüğü defterleri, yine usulüne uygun bir şekilde tutmak zorundadır (TTK m. 18 ve 64/1).

Basiretli İş İnsanı Gibi Hareket Etme

Her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı (iş insanı) gibi davranması gerekir (TTK m. 18). Bu hüküm tacire objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve kendisinin ticaretine ait faaliyetlerinde herhangi bir kişiye nazaran öngörülü olmasını, yaptığı işin sonucunu görerek maceraya atılmadan iş yapmasını beklemektedir.

Ticaret Karinesine Tabi Olma

TTK m. 19/1’de bütün tacirlerin borçlarının ticari olmasının asıl kural olduğu; ancak gerçek kişi tacirlerin özel hayatlarını ilgilendiren işlemlerin (kendileri bakımından) adi iş olacağı; ancak tüzel kişi tacirlerin adi sahasının olmadığı belirtilmiştir.

Ücret ve Cezanın İndirilmesini İsteyememe

Ücret ve Cezanın İndirilmesini İsteyememe

Tacirlerin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü soyut bir ilke olmayıp bu ilkenin pozitif hukukta değişik görünümleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi de borçlunun tacir olduğu bir borç ilişkisinde tacirin bazı olanaklardan yararlanamamasıdır.

Gerçekten TTK m.22’ye göre tacir sıfatına sahip bir borçlu, TBK m. 121/2 ile 182/3’te ve 525. maddede yazılı hallerde, aşırı (fahiş) olduğu iddiasıyla bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden talep edemez. Çünkü tacir olmak, öngörülü olmayı gerektirir.

Fatura Verme

TTK m. 21/1 ise ticari işletmesi icabı bir mal satmış, imal etmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer tarafın kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebileceğini belirtmektedir. Faturanın asıl önemi, ispat gücü konusundadır.

Ticari Örf ve Âdeti Bilme

Ticari örf ve âdet kuralları, tacirler hakkında bunu bilip bilmediğine bakılmaksızın mutlak olarak uygulanır. Tacir olmayanlar hakkında ise biliniyorsa veya bilinmesi gerekiyorsa uygulanır (TTK m. 2/3).

Her İki Tarafın da Tacir Olması Gereken Olasılıklar

Bu külfetler için bazen taraflardan her ikisinin de tacir olması gereklidir. 

Bazı Konulardaki İhtar veya İhbarlar

Bazı Konulardaki İhtar veya İhbarlar

TTK’ye göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılır.

TBK genel hükümlerde, temerrüt ihtarı, dönme veya fesih iradeleri, bir şekle tabi kılınmamıştır. Ancak 2 tarafın tacir olduğu bir borç ilişkisindeki “temerrüt ihtarı” – “fesih” – “dönme” iradeleri (ispat açısından) şekle bağlanmıştır.

Ayrıca temerrüt ihtarı için eklemek gerekir ki TBK bakımından temerrüt ihtarından muafiyetin tanındığı durumlarda (örneğin kesin veya belirli vadeli sözleşmelerde), ihtar çekilmesi gerekli olmadığı için şeklinden söz edilmesi de anlamsız olacaktır. Bu olasılıkta taraflar tacir olsa bile şekil şartı uygulanmaz.

Fatura ve Teyit Mektubuna İtiraz

TTK’de fatura ve teyit mektubunun ispat gücüyle ilgili olarak 2 farklı hüküm yer almıştır. Fatura ve teyit mektubunu gönderecek kişinin tacir olması gerekmesine rağmen, alan kişinin de tacir olması gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Ancak hükmün uygulanması için alan kişinin de tacir olması gerektiğinin kabul edilmesi gerekir. Çünkü hükmün sonuçları tacirler hakkında uygulanabilecek niteliktedir.

Fatura: Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde içeriği hakkındaki bir itirazda bulunmamışsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.

Teyit mektubu: Hükme göre telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi bunu aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmamışsa söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.

Hükümden açıkça anlaşılacağı gibi teyit mektubu bu sözleşmenin daha kurulma aşamasını ilgilendiren bir belgedir.

Tacir Olmaya Bağlanan Nimetler

Tacir olmayan kişiye de aksine nimetlerin bulunduğu durumlar mevcuttur.

Sadece Bir Tarafın Tacir Olmasının Yettiği Durum: Ücret ve Faiz İsteme

TTK m. 20 uyarınca tacir olan veya olmayan bir kişiye ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca tacir verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.

Her İki Tarafın da Tacir Olması Gereken Olasılıklar

Bu durumda her iki tarafında tacir olması gereken olasılıklar mevcuttur.

Hapis Hakkında

Hapis hakkı kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi durumunda alacaklıya, zilyetliğin de bulunan ve İade edilmesi gerekli olan, borçluya ait taşınır mallar ile kıymetli evrakı geri vermeyip alacağının güvencesi olarak onları alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren, taşınır rehninin bir türünü oluşturan ayni haktır.

Ticari Satış ve Trampa Hakkındaki Özel Hükümlerden Faydalanma veya Bunlara Tabi Olma

Kısmi İfa Durumu

Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.

Ancak o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir (TTK m. 23/1-a).

Alıcının Temerrüdü

Alacaklının temerrüdü bir borç ilişkisinde alacaklının borçlu tarafından gereği gibi sunulan edimi kabulden veya edimin ifası için kendine düşen hazırlık fiillerini yapmaktan haklı bir neden olmadan kaçınmasıdır. Alacaklı temerrüdü halinde biri TBK m. 106 diğeri TTK m. 23’ten doğan bir olanak bulunmaktadır.

Ticari Satımlarda Ayıplı Mal Teslimi

Ticari Satımlarda Ayıplı Mal Teslimi

Adi borç ilişkilerinde satış sözleşmesinde mal ayıplı çıkarsa alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılan da satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde 10’a çıkart bildirmek durumundadır (TBK m. 223/1).

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı bu şekilde kabul etmiş sayılır. Ancak satılan da olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa ayıp hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan, bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır (TBK m.223/2).

Ticari satış sözleşmelerinde malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Burada ayıp açıkça belli olduğu için ihbar külfeti yoktur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar etmelidir. Diğer durumlarda TBK m. 223/2 uygulanır.

Ayıptan dolayı açılacak davalarda zamanaşımı süresi 2 yıldır. Hatta satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayıp ihbarı zamanaşımını kesmez.

Sözleşmede Ödeme Günü veya Süresi Kararlaştırılmışsa

Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen borçlu -gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç- sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.

Sözleşmede Ödeme Günü veya Süresi Kararlaştırılmamışsa

Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre TTK m. 1530/4-a, b, c’ye aykırı ise, borçlu bu maddede belirtilen sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır.

Yetki Sözleşmesi Yapılması

6100 sayılı HMK’nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesi sadece tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir.

Tacir Sıfatının Kaybı ve Bunun Sonuçları

Gerçek kişi tacir işletmesini devrettiğinde veya kapattığında, kısacası işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işletmeyi şu veya bu şekilde bıraktığında bu sıfatını da yitirir. Tacir sıfatının kazanılması için tescil şart olmadığına göre var olan tescilin terkin edilmesinin de bu durum üzerinde bir etkisi yoktur.

Fakat bu sıfatın üçüncü kişilere karşı son bulduğunun ileri sürülebilmesi için ya terkin işlemi yapılmalıdır ya da ticareti terk eden kişi, üçüncü kişinin bu durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlamalıdır; aksi halde iyi niyetli üçüncü kişilere karşı bu sıfatın son bulduğunu iddia edemez. Ticareti terk eden tacir on beş gün içinde durumu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmelidir.

Tüzel kişi tacirler ise son bulma nedeni gerçekleştiğinde, tasfiye aşamasına girerler ve tüzel kişilik bu amaçla sınırlı olarak devam eder. Tasfiyenin amacı tüzel kişi tacirin iç ve dış bağlarını çözmek; borçlarını ödeyip alacaklarını tahsil etmektir.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Ezgi DEMİROCAK

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu