Kamu Hukuku

Kusur Yeteneği Nedir?

Kusur yeteneği, failin doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, haklıyı haksızdan ayırt edebilme ve buna göre davranabilme yeteneğidir.

Kusur yeteneğine herkes sahip değildir. Kusur yeteneğine sahip olabilmek için failin yaptıklarının farkına varabilmesi. doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, haklıyı haksızdan ayırt edebilmesi ve buna göre davranabilmesi gerekir.

Kusur Yeteneğin Aranacağı Zaman

Kusur yeteneğinin hareketin yapıldığı sırada bulunması gerekir. Hareketten sonra ortaya çıkan durumlar cezai sorumluluk açısından önem taşımaz.

Hareket yapılırken var olan kusur yeteneğinin daha sonra ortadan kalkması, ceza hukuku yönünden değil, ceza muhakemesi hukuku yönünden sonuç doğurur.

Nedeninde serbest hareketler kuramına göre, fail bilerek ve isteyerek kendisini kusur yeteneğinden yoksun duruma getirir ve bundaki amacı da suç işlemek veya kendisine bir mazeret nedeni sağlamak olursa suç anında kusur yeteneğinin bulunduğu kabul edilir.

Failin kusur yeteneğinden yoksun hale gelmesi, bizzat kendisi veya başkası tarafından yapılan hareketin sonucu olmalıdır. ALİC kuralı gereğince, fail gerek kasti gerekse taksirli olarak kendisini kusur yeteneğinden yoksun bırakmışsa sorumluluğu söz konusu olacaktır.

Kusur Yeteneğini Etkileyen Durumlar Nelerdir?

Kusur Yeteneğini etkileyen durumlar aşağıda sayılmıştır:

Kusur Yeteneğini Etkileyen Durumlar Nelerdir?

Yaş Küçüklüğü

Failin yaşı, kusur yeteneğini değişik biçimlerde etkilemektedir.

Birinci Dönem Yaş Küçüklüğü (0-12 Yaş Dönemi)

Türk Ceza Kanunu’na göre, suçu işlediği sırada 12 yaşını bitirmemiş olan çocukların kusur yeteneği yoktur.

Eylemi işlediği sırada henüz oniki yaşını bitirmemiş olması, çocuk açısından kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilmiştir. Eylemi işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

İkinci Dönem Yaş Küçüklüğü (12-15 Yaş Arası Dönem)

Eylemi işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların sorumluluğu belirlenirken eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya hareketlerini yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığına bakılır.

Küçüğün işlediği eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya hareketlerini yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması durumunda ceza sorumluluğu yoktur.

Küçüğün islediği eylemi algılama ve bu eylemle ilgili olarak hareketlerini yönlendirme yeteneğinin varlığı durumunda, bu kişiler hakkında ceza indirilerek verilir.

Üçüncü Dönem Yaş Küçüklüğü (15-18 Yaş Arası Dönem)

Eylemi işlediği sırada 15 yasını bitirip 18 yasını tamamlamamış olan küçükler hakkında, isledikleri suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabildikleri konusunda inceleme yapılmaz.

Bu yaş grubundakilerin ceza sorumluluğu, yetişkinler gibi var kabul edilir. İşledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle kamu davası açılır ve suçu isledikleri anlaşılırsa cezalandırılırlar. Yalnızca verilecek cezalarda indirim yapılır.

Sağır ve Dilsizlik

Sağır ve dilsizlik, anlama ve isteme yeteneğini etkileyen bir durum olduğu için bu konuda özel düzenleme getirilmiştir.

Sağır ve dilsizin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde, failin suç oluşturan eylemi islediği sıradaki yası ölçüt alınmıştır. Böylece, sağır ve dilsizlerle ilgili olarak yas küçüklüğündeki sorumluluk rejimine paralel bir düzenleme yapılmıştır.

Birinci Dönem Sağır ve Dilsizlik (0-15 Yaş Arası Dönem)

Eylemi islediği sırada 15 yasını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında, birinci dönem yas küçüklüğüne ilişkin (12 yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin) hükümler uygulanır.

Bu nedenle eylemi islediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğu yoktur.

İkinci Dönem Sağır ve Dilsizlik (15-18 Yaş Arası Dönem)

Eylemi işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında ikinci dönem yaş küçüklüğüne (12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olan çocuklara) ilişkin hükümler uygulanır.

Üçüncü Dönem Sağır ve Dilsizlik (18-21 Yaş Arası Dönem)

Eylemi işlediği sırada, 18 yaşını doldurmuş olup da 21 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında, üçüncü dönem yaş küçüklüğüne (15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olanlara) ilişkin hükümler uygulanır.

Akıl Hastalığı

Akıl hastalığı, kişinin anlama ve isteme yeteneğini etkileyen; düşünme, anlama, kavrama, karar verme ve önlem alma gibi yeteneklerinde eksiklik doğuran psikolojik bozukluklardır.

Akıl hastası olan bir kişinin işlediği her eylem açısından algılama veya irade yeteneğinin ortadan kalktığı söylenemez. Bazı durumlarda, kişi akıl hastası olmasına karşın işlediği suçta algılama ve irade yeteneği vardır.

Akıl hastalığının ve bunun kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğine etkisinin saptanması psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi tarafından belirlenecektir.

Türk Ceza Kanunu’na göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu eylemle ilgili olarak hareketlerini yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

TCK m. 32/2’ye göre, işlediği eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayamama veya bu eylemle ilgili olarak hareketlerini yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olma derecesinde olmamakla birlikte işlediği eylemle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir.

Geçici Nedenler

Geçici nedenler, akıl hastalığının dışında kalan ve kusur yeteneğini ortadan kaldıran veya azaltan durumlardır. Geçici nedenle ilgili hükmün uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekir:

  • Failin bu nedenin oluşmasında kastya da taksirinin olmaması gerekir.
  • Suçun, geçici nedenin etkisinin failin üzerinde olduğu bir sırada işlenmiş olması gerekir.

Geçici bir nedenle işlediği eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu eylemle ilgili olarak hareketlerini yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.

Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma

Alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olmanın kusur yeteneğine ve dolayısıyla ceza sorumluluğuna etkisi, bu maddelerin iradi alınıp alınmadığına göre ikiye ayrılmaktadır:

  • İrade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlediği eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu eylemle ilgili hareketlerini yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış olan kişiye ceza verilmez.
  • İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişinin cezai sorumluluğu tamdır; failin cezasında alkol ya da uyuşturucunun etkisinde olması nedeniyle indirim yapılamaz.

Stj. Av. Mehmet Can CİVAN & Av. Ahmet EKİN

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu