Genel Hukuki Bilgiler

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali davası İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmiş olup borçlunun mal kaçırmasını önleyen bir düzenlemedir.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarrufun iptali davası, icra takibi ile alacağını tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun mal kaçırmak amacıyla son beş yıl içerisinde yapmış olduğu taşınır ve taşınmaz tasarruflarını iptal etmek maksadıyla açtığı bir dava türüdür.

Tasarrufun İptali Davasının Şartları

Tasarrufun iptali davasını açabilmek için belirli şartların mevcut olması gerekmektedir. Bu şartlar ise şöyledir;

Tasarrufun İptali Davasının Şartları

Aciz Vesikası Sunulması

İcra İflas Kanunu’nun 277. Maddesinde, iptal davası açabilmek için alacaklının elinde aciz vesikası bulunmasını şart koşulmuştur. Aciz belgesi; borçlunun, borcuna yetecek kadar malının bulunmadığını gösterir bir belgedir. Bu bakımdan, borçlunun borcuna yetecek kadar malının bulunduğu bir durumda tasarrufun iptali davasını açmakta herhangi bir hukuki yarar olmadığı da aşikardır.

Yargıtay’a göre aciz belgesi bir dava şartı olsa da eksikliği sonradan tamamlanabilir. Yani yargılama sırasında hatta temyiz aşamasında dahi aciz belgesi sunulabilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8219 E.  ,  2023/13083 K. 05.12.2025 K.T.

Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için diğer genel dava koşullarının yanında, kesinleşmiş takibin olması ve alacaklının elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunması gerekir. (İİK.m.277). Bu hususlar, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Ancak, bu eksiklik yargılamanın her aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi giderilebilmesi mümkündür.

Takibin Kesinleşmesi

İcra takibi başlatılan borçlu, icra takibine itiraz etmişse veya takipte usuli eksiklikler bulunmaktaysa takip kesinleşmemiş sayılacağından bu hususta tasarrufun iptali davası da açılamaz.

Alacağın Gerçek Olması

Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için davacının gerçek bir alacağının bulunduğu davacı tarafından ispatlanmalıdır.

Alacağın gerçek olması şartının bir başka sebebi de Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 31.05.2023 tarihli bir kararında şöyle açıklanmıştır; “Ancak borçlu önceden yaptığı ancak iptalini istediği bir takım tasarrufları için alacaklı olarak göstereceği bir kişi ile anlaşarak aslında gerçek olmayan bir alacak ilişkisi yaratarak, aralarında sanki bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçilmesini ve nihayi amaç olarak üçüncü kişi ile arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini sağlamak isteyebilir. Yani borçlu ve alacaklı muvazaalı bir takip yaparak borçlunun tasarrufunun iptal edilmesini amaçlayabilir. Böyle bir durumda davalı üçüncü kişi alacağın gerçekte var olmadığını, muvazaalı olarak yaratıldığını ileri sürebilir.”(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1582 E.  , 2023/7288 K. 31.05.2023. K.T.)

Alacağın Gerçek Olması

Alacağın Tasarruftan Önce Doğmuş Olması

Yargıtayın düzenli içtihatları doğrultusunda alacağın tasarruftan önce doğmuş olması da uygulamada şart olarak kabul edilmektedir. Buna göre tasarrufun iptali davası açılabilmesi için alacak, tasarruf işleminden daha önce doğmuş olmalıdır.

Tasarrufun İptali Davasının Tarafları

Tasarrufun iptali davasında davacı; alacağını icra takibiyle tahsil edemeyen ve elinde aciz vesikası bulunan kimsedir. Tasarrufun iptali davası, borçluya, borçluyla hukuki işlem yapan kişilere ya da borçlunun ödeme yaptığı kişilere ve bunların mirasçılarına karşı açılır. Bunun dışında, kötü niyetli üçüncü kişilere karşı da iptal davası açılabilir. Ancak iptal davası, iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını etkilemez.

Tasarrufun İptali Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/2389 E.  ,  2016/129 K. 10.02.2016 tarihli kararıyla da belirtildiği üzere Tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kurallara göre belirlenmektedir. Bu bakımdan dava borçlunun yahut üçüncü kişi olan davalının yerleşim yerinde açılır. Fakat özel düzenlemelerin varlığı halinde bu düzenlemelere dayanarak da dava açılabilir. Örneğin haksız fiilin varlığı halinde yetkili mahkeme haksız fiil hükümlerine göre de belirlenebilir.

Tasarrufun İptalinde Hak Düşürücü Süre

İcra İflas Kanunu’nun 278 ve devamındaki maddelerine göre ivazsız ya da aciz halinde yapılan tasarruflar açısından hak düşürücü süre iki yıl olarak düzenlenmiştir. Fakat zarar verme kastıyla yapılan işlemler için öngörülen süre İİK m.280 uyarınca beş yıldır.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Furkan DİLER

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu