İcra Hukukunda Takip Yolları, İlamsız İcra ve Yetki Kuralları

İcra hukukunda takip yolları haciz yoluyla takip ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip olmak üzere iki kısma ayrılır.
Haciz yoluyla takip de ilamsız takip ve ilamlı takip olmak üzere iki kısma, ilamsız takip de genel haciz yolu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, kiralanan taşınmazın tahliyesi yolu abonelik sözleşmelerine özgü takip yolu şeklinde dört kısma ayrılır.
İflas takip yolları ise genel iflas yolu ile takip, kambiyo senetlerine mahsus iflas ile takip ve doğrudan doğruya iflas ile takip olmak üzere üç kısma ayrılır.
Takip Yollarının Değiştirilmesi
Takip yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine baştan müracaat edebilir (m. 43/2). Bu hükümde belirtilen takip yolunun harçsız olarak bir defaya mahsus değiştirilmesi sadece haciz yolları ile iflas yolları arasında mümkündür.

Haciz yolları veya iflas yollarının birbirleri arasında harçsız olarak değiştirilmesi mümkün değildir; bu durumda alacaklı, yeniden harç ödemek zorunda kalır. Örneğin, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvuran alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere harç ödemek sizin genel iflas, kambiyo senetlerine özgü iflas veya doğrudan doğruya iflas yoluna gidebilir. Fakat, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna giden alacaklı, bu hakkı genel haciz yoluna veya kiralanan taşınmazın tahliyesi yoluna kullanamaz; bu durumda alacaklının yeniden harç ödemesi gerekir. Yine benzer şekilde, bu örneğimizde alacaklı, takip yolunu değiştirmek suretiyle harç ödemeksizin ilamlı icra yoluna gidemez; bunun için harç ödemelidir.
Takip yolunun yeniden harç ödemeden değiştirilmesinde herhangi bir engel yoktur. Bu değişim ilişkisine rehnin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takipler dahil değildir. Yani, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatan alacaklı, bu takip yolundan vazgeçip harç ödemeksizin haciz veya iflas takip yollarından birini seçme hakkını kullanamaz. Aksi takdirde, yeniden harç ödemek zorundadır.
İlamsız İcra Nedir?
İlamsız icra, her türlü para veya teminat alacakları için başvurulabilen, para veya teminat alacakları dışında kalan alacaklara konu olamayan bir takip yoludur (m. 42). Örneğin, bir taşınırın teslimi ilamsız icraya konu edilemeyip ancak ilamlı icraya konu edilebilir. İlamsız icra yoluna gidilebilmesi için alacaklının elinde ilam veya ilam niteliğinde bir belgenin bulunması gerekmez.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere, ilamsız icra yolları şunlardır:
- Genel haciz yoluyla takip
- Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip
- Kiralanan taşınmazın tahliyesi
- Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takip
Yabancı devletler aleyhine ilamsız icra yoluna başvurulamaz (m. 42/2). Yabancı devlet aleyhine ilamlı icra yoluyla takip yapılması mümkün olup ilamsız icra yoluyla takip yapılması mümkün değildir. Diğer taraftan, 2018 yılında yapılan değişiklikle birlikte, idari yargının görev alanına giren konularda da ilamsız takip yoluna başvurulamaz (m. 42/3). Bu durumda, para ve teminat alacağı idari yargının görev alanına giriyorsa, ilamsız icra yoluna değil, idari yargıda dava yoluna başvurulması gerekecektir.
Para ve teminat alacakları için elinde ilam bulunan alacaklının ilamsız icra yoluna başvurup başvurmayacağına ilişkin kanunda bir hüküm yoktur. Fakat, Yargıtay 2017 yılında vermiş olduğu içtihadı birleştirme kararıyla, ilama bağlı alacaklar için ilamsız icra yoluna başvurulmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu kabul etmiştir.
Alacağı kambiyo senedine bağlı bulunan alacaklı, dilerse kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna dilerse genel haciz yoluna başvurabilir. Bu noktada alacaklının seçim hakkı söz konusudur. Fakat, alacaklılara rehin ile teminat altına alınan alacaklar bakımından aynı seçim hakkı tanınmamıştır. Rehinle temin edilmiş bir alacağın alacaklısı, öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır. Alacaklı ancak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edemediği alacakları için diğer takip yollarına başvurabilir (İİK m. 45/1).
Altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler, taşınır eşya niteliğinde oldukları için ilamsız icranın konusunu oluşturmaz. Dolayısıyla, alacağı altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler olan alacaklı, ilamlı icra yoluna başvurmalıdır.
Genel Haciz Yoluyla Takip
Genel haciz yolu, yalnızca para veya teminat alacakları için mümkün olan, başvuru için alacaklının elinde kambiyo senedi, ilam veya ilam niteliğinde bir belgenin bulunmasının zorunlu olmadığı genel takip yoludur.
Para veya teminat alacakları dışındaki alacaklar (örneğin, bir taşınırın teslimi) genel haciz yoluyla takibin konusunu oluşturmaz.
Görev ve Yetki
İcra takipleri kural olarak icra dairesine yapılan takip talebi ile başlar. Yetki konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıf yapılmıştır (m. 50). Fakat İcra ve İflas Kanunu’nda HMK’daki yetki kurallarına ek olarak, takibe konu alacağın kaynağı olan sözleşmenin yapıldığı yer icra daireleri de yetkili kılınmıştır. Hem HMK hem de İİK bir arada değerlendirildiğinde ilamsız icrada ve dolayısıyla genel haciz yoluyla takiplerde yetkili icra dairesi şu şekilde belirlenir:
Genel Yetki
Genel yetki kuralı uyarınca, yetkili icra dairesi, borçlunun takibin başlatıldığı sıradaki yerleşim yeridir (HMK m. 6/1). Borçlu birden fazla ise takip, bunlardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde başlatılabilir (HMK m. 7/1).

Bir Yerde Geçici Olarak Oturanlara Karşı Açılacak Takiplerde Yetki
Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı başlatılacak takiplerde, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer icra dairesi de yetkilidir (m. 8).
Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Halinde Yetki
Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili icra dairesi, borçlunun Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer icra dairesidir. Ancak, diğer özel yetki halleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin takip, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de başlatılabilir (m. 9).
Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki
Sözleşmeden doğan takipler, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde de açılabilir (HMK m. 10). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda davalar bakımından sözleşmenin yapıldığı yer mahkemeleri yetkili kabul edilmemiştir. Fakat, İcra ve İflas Kanunu’nda icra takipleri bakımından sözleşmenin yapıldığı yer icra dairelerinin de yetkili olduğu belirtilmiştir (m. 50)
Örneğin, yerleşim yeri Sivas olan A, otomobilini, yerleşim yeri Bursa olan B’ye, Kayseri’de yaptıkları sözleşme ile satmıştır. Sözleşmede ifa yeri kararlaştırılmamıştır. Satıcı A, B’den olan para alacağı için takip başlatmak istemektedir. Buna göre, yetkili icra daireleri şu şekilde belirlenir:
Sözleşmede ifa yeri kararlaştırılmadığı için, alacaklının ödeme zamanındaki ifa yeri; yani Sivas icra dairesi (TBK m. 8920, HMK m. 10), Sözleşmenin yapıldığı yer; yani Kayseri icra dairesi (İİK m. 50) ve Genel yetki kuralı uyarınca, borçlunun yerleşim yeri; yani Bursa icra dairesi (HMK m. 6).
İcra takiplerinde sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. Para alacaklarında ifa yeri, eğer sözleşmede belirlenmemişse, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir (TBK m. 89).
Terekeye Karşı Başlatılacak Takiplerde Yetki
Terekenin kesin paylaşımına kadar terekeye karşı yapılacak takiplerde ölenin son yerleşim yeri icra dairesi kesin yetkilidir (m. 11).
Şubeler ve Tüzel Kişilerle İlgili Takiplerde Yetki
Bir şubenin işlemleri konu alan takiplerde, o şubenin bulunduğu yer icra dairesi de yetkilidir (m. 14/1). Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı başlatacakları takipler için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer icra dairesi kesin yetkilidir (m. 14/2).
Diğer Yetki Kuralları: İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesinde yapılan atıf uyarınca, diğer durumlarda da HMK’daki yetki kuralları uygulanır.
İcra dairesinin yetkisi kural olarak kesin yetki değildir. Dolayısıyla, taraflar aralarında yapacakları yetki sözleşmesi ile başka bir yer icra dairesini yetkili kılabilirler. Yetki sözleşmesi bakımından da HMK hükümleri geçerlidir.
İcra dairesinin yetkisi kesin yetki ve dolayısıyla kamu düzenine ilişkin olmadığı için, icra dairesi, yetkili olup olmadığını re’sen gözetemez. Borçlu, icra dairesinin yetkisiz olduğunu iddia ediyorsa, ödeme emrine itiraz süresi içinde yetki itirazında bulunmalıdır. Aksi takdirde, yetkisiz icra dairesi yetkili hale gelir.
Yetki itirazında bulunan borçlunun, yetkili icra dairesini de belirtmesi gerekir; aksi takdirde, yetki itirazı reddedilir. Diğer taraftan, birden fazla borçlunun bulunması durumunda, yapılan yetki itirazı sadece itirazı yapan borçlu bakımından hüküm ifade eder. Diğer borçlular yetki itirazında bulunmazsa, söz konusu icra dairesi onlar için yetkili hale gelmiş olur.
Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Servet DEMİR




